BİYOĞRAFİ
TOLGA YALÇINKAYA BİYOĞRAFİ
Son Güncelleme: Salı, 13 Nisan 2010 22:12 caretta tarafından yazıldı. Çarşamba, 01 Temmuz 2009 04:56

Soğuk olduğunu tahmin ettiğim:) takvim yapraklarının 25 Aralık tarihini gösterdiği günün ilk saat'lerinde sabaha karşı 03:30 sularında evin en küçük bebişi olarak leyleklerin beni bu dünyaya bıraktığı rivayet ediliyor:) 3 çocuklu bir ailenin en küçük ferdiyim zaten bu yüzden bakkala ekmek almaya hep beni gönderirlerdi:) Hayat kilometresi Kayserinin Yeşilhisar İlçesinde başlıyor ve nerede yolun sonuna geleceğini bilmeden! devam ediyor. Ancak bu sizleri yanıltmasın Aksaraylıyım Canııııııım babacığımın memuriyeti dolayisi ile görev kutsaldır anlayişıyle o sıra leyleklerin güzargahı Kayseri olmuş hiç görmedim doğduğum toprakları (sanki yunanistandaymış gıbi) bahsettığime bakmayın sanırım bu satırları duygusal bir anımda yazıyorum:) ama! kafaya koydum birgün mutlaka gidecem (inşallah) İsterseniz çocukluğumun ilk adımlarını anlatayım sizlere anlatacaklarımın bir kısmı gene rivayet:) bir kısmıda fotoğrafların şahitlik yaptıkları gerçi bu sensin! dedikleri solmuş resimlere baktığımda Allah'ım bu benmiyim? dediğim zamanlar oluyo zira çok tombiş uzun saçlı bi çocuk resmi gösterılıyor bu sensin! diye Yıllar o resimdeki çocuğu epey deforme etmiş anlaşılan:) Hani çevremizde sevimli olduğu kadar hareketleriyle gelecek vaat eden çocuklar vardır ya! o misal bende benzer bir çocukmuşum netekim o yıllar'da ev sahibimiz Osman amca (Allah rahmet eğlesin) nur içinde yatsın bişi demiş demez olaydı:) bu çocuk büyüğünce büyük adam olur demiş Annem'de hala burnumun ucuna koyar bu cümleyi hala bi B...K olamadın diye:)Tabi insanın yanılma payı oluyo aahhhhh......! Osman amca aahhhh.....! sana layık olamadım:) derken Filmi biraz ileriye alacak olursak baba memur dedik ya! anlıyacağınız güzel yurdumda çadırı nereye kurduysak memleket dedik yaşadık Ancak çadırı son kurduğumuz yer olan Isparta/Gelendost hayatımın en önemli parantezidir en güzel günlerim en candan ciğerden arkadaşlıklarım yaşanmışlıklarım orda geçti. Orta okul ve lise eğitimimi burada gerçekleştirdim okullu yıllrda Allah var derslerde olmasada ıkılı ilişkilerde iyi sayılırdım anlıyacağınız epey sosyal bi öğrenciydim:) O yıllardan avuçlarımda kalan en büyük miras ise tüm bu hayat şartlarına rağmen hala bağlarımızı kopartmadığımız bi kaç arkadaşım,canım,dostum onlar benim her-şe-yim! o yıllarda herşey öyle güzel öyle masumduki hayat keşke hep o yıllardaki tadıyla devam edebilseydi:( Ama tahmin edebileceğiniz gibi devam etmedi işte:( Takvim yaprakları 1994 yılının 21 kasım'ını gösterirken dışarıda öfkeli bir yağmur yağıyor 4. kattaki evimizdeki odam'da hiç unutmam Sertap erener'in lal kasedini dinlerken uyuya kalmışım gecenin bi yarısı oda'ya giren ablam tolga kalk dedi! gecenin bi yarısı evin huysuz çocuğuna böyle bir şaka yapılamazdı! anlamsız bir ifadeyle ablamın soguk sararmış yüzüne bakarken içirdeki oda'dan kulağıma apartmandaki komşuların sesleri geliyordu. uyku sersemi yatağım kalkıp içeriye gittiğimdeki manzara hala gözümün önünde:( herkes ağlıyor Baban kaza yapmış dediler! bende niye ağlıyorsunuz hastanedeymiş dedim oysa! babam ölmüş! sadece ben bılmıyorum hemen aşağıya karakola indim manzara orda'da çok farklı değildi kocaman adamlar hüngür hüngür ağlıyor diper taraftan telsiz seslerine karışan konuşmalarında kaza nasıl olmuş diye arlarında konuşuyor içeri giren bana sarılıp ciğerlerine basıyorlardı. Nail amca neden ağlıyorsunuz? babam ölmediki dedikçe koca adamlar hüngür hüngür ağlamaya devam ediyorlardı. derken sabah oldu gün ağardı nönet değişimine gelen polislerden biri başın sağ olsun diyince işte o'an dünyam karadı babam ölmüştü:( okul'da evimize öok yakındı okulun bahçesine gelen arkadaşlarım acıklı gözlerle bana bakıyor hiç bişey diyemiyorlardı. o gün okul tatil edilmişti ancak ölen sadece (canım)babam değildi karşı sınıfta okuyan arkadasımın babasıda hayatını kaybetmişti(Allah rahmet eğlesin) Polis karakolu jandarma bahçesi ana baba günü ve duyulan bie sela sesi Allahım bu inanması zor! ama (canım)babamın selesıydı her geçen dakika ölüm gerçeği kendini biraz daha ispatlıyordu. acı acı çalan siren sesleri arasında cenazelerin biri Aksaray'a diğeri uşak iline doğru son yolculuklarına gidiyolardı. Babamın ölümünün ardından okulun son 6 ayına devam etmem gerektiği için 6 ay kadar daha ıspartada kaldık. sonra 3 haziran 1995'de açılan yeni bir sayfa ve hala devam eden aksaraylı yıllar (canım) Babamın hayatta olduğu yıllarda gelmek için can attığım Aksaray! yabancı bir memleketten farksız gelmişti bana komşu yok! arkadaş yok! çekilirmi be! dediğim anlar çok oldu yeni bir çevre yeni arkadaşlar evin içinde bulamazdı beni bişiler yapmalıydım ve yaptımda hala iyimi yaptım yoksa kötümü hala karar veremediğim bişi yaptım:) ve 1995'de Aksaray'da ilk radyo yayınıma merhaba dedim 1997 kasım ile 1999 23 Nisanı arası askerde olduğum yıllar hariç devam ettim radyo proğramcılığına kısa süreli formamı değiştirsemde:) son 3 yıldır jest FM'de sizlerleyim gelelim evlatlarıma:) (şiirlerim)sanırım ben pek aile planlamasına uyamadım korunamadık duygulardan:) olsun! ama ben her bir çocuğumu ayrı ayrı seviyorum hepsinin yeri ayrı babalar çocuklarını eşit severler:) şimdilerde yeni bir çocuk varmı diye soran dinleyicilerim var bilemiyorum valla düşünüyorum tabi ve her zaman gebeyim:) ama çocuk ne zaman dünyaya gelir bılmıyorum! ama aşermem yakındır:) çünkü neyseeeee....! bunlar derin mevzu bu siteyi açarken bunları yazmak aklımın bile ucundan geçmedi (valla) sadece yıllardır "BAKARMISINIZ"da yakaladığımız havayı burada'da devam ettirmek istedim hepsi bu! kim demiş internet sanal dünya diye bu satırları yazan ben Tolga Yalçınkaya gerçek yazılanları okuyan sizler gerçek eee....! bunun neresi sanal! Hayat şiir'lerde oyun gibi gösterilmeye çalışılsada kimse kimseyi kandırmasın hayat oyun değil gerçeğin ta..! kendisi oyun oynamak isteyenler zaten aramızda kalabalık yapmasınlar! Hepiniz tekrar hoş geldiniz bana giden gitti biz bize yeteriz! o halde bu siteye sahip çıkın ve burası gerçeklerin adresi olsun olurmu?
(TOLGA YALÇINKAYA.........!)


